Sadreddin Konevî (1209-1274)

Sadreddin Konevî (1209-1274)

Mutasavvıf

Sadreddin Konevî, 605/1209 yılında Malatya’da doğdu. Babası Mecdüddin İshak b. Muhammed, Anadolu Selçuklu sultanı Gıyâseddin Keyhusrev (ö. 607/1211) ve oğulları İzzeddin Keykâvus (ö. 616/1220) ve Alâeddin Keykubad’a (ö. 634/1237) hocalık yapan ve idârî işlerde yardımcı olan etkili bir devlet adamıdır. Konevî babasının yakın çevresi veya himâyesinde bulunan bilginlerin gözetiminde eğitimine başladı. İlk hocalarından birisi kendisinden Kur’an-ı Kerim’i de öğrendiği amcası Burhâneddin İsmâil b. Muhammed’dir. Kütüphanesindeki kitapların kıraat ve semâ kayıtlarındaki bilgiler göz önünde bulundurulduğunda Konevî’nin eğitiminde hadis ilmine ayırdığı mesai önemli bir yer tutmaktadır. Amcasından Silefî’nin (ö. 576/1180) el-Erbaûne’l-büldâniyye isimli kırk hadis kitabını, İbnü’l-Harrât’ın (ö. 582/1186) öğrencisi Ebü’l-Hasan Ali el-İskenderânî’den (624/1227 tarihinde)  Ahkâmü’l-kübrâ fi’l-hadîs’i ve Kudâî’nin (ö. 454/1062) Şihâbü’l-ahbâr’ını, Şerefüddîn Ya’kûb b. Muhammed el-Mevsılî’den (643-644/1245-1246 yıllarında Kâhire’de) Mecdüddin İbnü’l-Esîr’in Câmiu’l-usûl’ünü ve Şemseddin Yusuf b. Halîl ed-Dımaşkî’den Ebû Nuaym’ın Hilyetü’l-Evliyâ’sını okudu.

Sadreddin Konevî tasavvuf konusunda Evhadüddîn-i Kirmânî ve İbnü’l-Arabî’den istifade etti. Özellikle babası Mecdüddin İshak ile Mekke’de (600/1203) tanışan ve onunla birlikte Malatya’ya gelen İbnü’l-Arabî’den oldukça fazla etkilendi. Konevî ile İbnü’l-Arabî arasındaki hoca-talebe ilişkisinin yanında aralarında bir sıhriyyet bağının bulunduğu, İbnü’l-Arabî’nin Mecdüddin İshak’ın vefatı (618/1221) sonrasında Konevî’nin dul kalan annesiyle evlendiği şeklinde kaynaklarda çeşitli bilgiler mevcuttur. İbnü’l-Arabî’nin başta el-Fütûhâtü’l-Mekkiyye olmak üzere pek çok eserini kendisinden okudu. Evhadüddîn-i Kirmânî ile tanışıklığında ve yakın ilişkiler tesis etmesinde İbnü’l-Arabî’nin payı büyüktür. İbnü’l-Arabî’nin yönlendirmesiyle Sadreddin Konevî, Evhadüddîn-i Kirmânî ile birlikte hacca gitti (630/1233).

Sadreddin Konevî ömrünün yaklaşık ilk yirmi yılını Malatya’da, gençlik ve orta yaşlılık dönemini (626-643/1228-1245) Anadolu dışında Mısır, Hicaz ve Suriye’de (çoğunlukla İbnü’l-Arabî’nin yanında),  son otuz yılını da (643-673/1245-1274) Konya’da geçirdi. İbnü’l-Arabî’nin vefatı sonrasına rastlayan yıllarda Şam’dan Konya’ya gelen Konevî, Kutbüddin Şîrâzî ve Muhammed b. Ebû Bekir er-Râzî’nin de iştirak ettiği derslerinde Câmiu’l-usûl ve  Ahkâmü’l-kübrâ fi’l-hadîs’i okuttu. Bununla beraber İbnü’l-Fârız’ın Kasîde-i Tâiyye’sini şerh ettiği (643/1245-6) derslerine eserleriyle tasavvuf ilmine büyük katkılar sunan Müeyyedüddin-i Cendî, Fahreddîn-i Irâkî, Saidüddin Fergânî ve Afifüddin Tilimsânî gibi önemli sûfîler katıldı. Ayrıca aralarında Mevlânâ, Kadı Sirâceddin el-Urmevî, Ahi Evrân, Sa’deddîn-i Hammûye, Mahmûd-ı Hayrânî gibi dönemin meşhur sûfîleri ve âlimlerinin de bulunduğu zevât ile yakın ilişkiler kurdu. 673/1274’te Konya’da vefat etti ve  adına inşa edilmiş olan zâviyeye defnedildi.

Öğretisi

Tasavvuf tarihinin -İbnü’l-Arabî dışarda tutulacak olursa- en etkili düşünürü Sadreddin Konevî’dir. İbnü’l-Arabî ve Sadreddin Konevî ile birlikte tasavvuf nazarî bir disiplin veya “müdevven bir ilim” olma hüviyetini kazanmıştır. Tasavvufun tarihi açısından yeni bir döneme işaret eden bu tarihsel kesiti, İbnü’l-Arabî ve Sadreddin Konevî “olgunluk/kemâl dönemi” olarak nitelemişlerdir. Diğer nazarî disiplinlerin dönemlendirilmelerinde görüldüğü üzere tasavvuf için de bir mütekaddimîn ve müteahhirîn ayrımı yapılacaksa şayet, bu dönem söz konusu teşebbüs için bir başlangıç kabul edilebilir. Serrâc, Kelâbâzî, Kuşeyrî gibi dördüncü ve beşinci yüzyıl müellifleri, mevzu-mebâdî ve mesâil bakımından tasavvufu hadis, tefsir ve fıkıh gibi şer’î ilimler ile birlikte değerlendirerek, tasavvufa alan açma ve çeşitli açılardan tasavvufu adı geçen ilimlere yaklaştırma gayretini güttüler. Ancak sonrasında İbnü’l-Arabî ve Sadreddin Konevî ile birlikte tasavvuf, felsefe ve kelâmın da yer aldığı aklî ilimler çatısı altında kendisine yer bulma amacıyla hareket etti.  Bu amaç doğrultusunda Sadreddin Konevî tasavvufu, ilm-i ilâhî (metafizik) olarak tanımladı. Konevî bu girişimi ile Fârâbî ve İbn Sînâ gibi meşşâî filozofların metafiziğe ilişkin görüşlerini tasavvufî dil ve tecrübenin eşlik ettiği bir formasyonla yorumladı. Metafiziğin diğer tikel ilimler ile olan ilişkisini Konevî “ilm-i ilâhî” kavramında karşılık bulan bilgi alanına taşıdı. Yani tasavvuf ya da bu dönemdeki adıyla ilm-i ilâhî diğer ilimlerin ilkelerini kendisinden aldığı tümel bir disipline dönüştü. Nitekim dönemin olgunluk/kemâl olarak vasıflanması da bu çabayla irtibatlı bir sonuç idi. Sadreddin Konevî’nin tasavvufu teorik bir çerçeveye dahil etme girişimi, herhangi bir ilkeye ya da yönteme dayanmaksızın nas yorumculuğu yaptıklarına ilişkin sûfîlere dönük dışarıdan gelen eleştirilerin ve zâhir-bâtın ya da şeriat-hakikat ilişkisi bağlamında yapılan aşırı yorumların yol açtığı ibâhilik hususunda içeriden dile getirilen tenkitlerin önüne geçme amacına matuftu. Bu bağlamda Konevî tasavvufu, objektif kriterleri haiz homojen bir yapı olarak vaz etti. Böylece de Miftâhu’l-gayb adlı eseri başta olmak üzere Konevî sâyesinde tasavvuf kısmen tedrisi mümkün bir forma bürünmüş oldu. yazının devamı.

Öne Çıkan Eserleri

  • Miftâhu’l-gayb ve’l-cem’ ve tafsîlühû. thk. Muhammed Hâcevî, Tahran, İntişarat-ı Mevla, 1416/1374hş. Tasavvuf Metafiziği, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • İ’câzü’l-beyân fî tefsîri Ümmi’l-Kur’ân. thk. Abdülkadir Ahmed Ata, Kahire, Dârü’l-Kütübi’l-Hadise, 1969. Fâtiha Sûresi Tefsiri, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • Şerhu esmâillâhi’l-hüsnâ. Esmâ-i Hüsnâ Şerhi, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • el-Fükûk fî esrâri müstenidâti hikemi’l-Fusûs. thk. Muhammed Hâcevî, Tahran, İntişarat-ı Mevla, 1413. Fusûsu’l-hikem’in Sırları, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • Şerhu erbaîne hadîs. Kırk Hadis Şerhi. trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002. Kırk Hadis Şerhi ve Tercümesi, thk ve trc. H. Kamil Yılmaz, Meram Belediyesi Konevi Araştırma Merkezi (MEBKAM), 2010.
  • en-Nefehâtü’l-ilâhiyye. thk. Muhammed Hâcevî. Tahran. İntişarat-ı Mevla, 1426/1384hş. İlâhî Nefhalar, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • en-Nusûs fî tahkî’t-tavri’l-mahsûs. thk. Seyyid Celâleddîn Âştiyânî, Tahran, Merkez-i Neşr-i Dânişgâhî, 1342. Vahdet-i Vücûd ve Esasları, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
  • el-Mürâselât beyne Sadriddîn Konevî ve Nasîriddîn et-Tûsî. thk. G. Schubert, Beyrut, Franz Steiner Verlag, 1995. Sadreddin Konevî ve Nasreddin Tûsî Arasında Yazışmalar, trc. Ekrem Demirli, İstanbul, İz Yayıncılık, 2002.
Yorum Ekle
İsim
Yorumunuz onaylanmak üzere yöneticiye iletilmiştir.×
Dikkat! Suç teşkil edecek, yasadışı, tehditkar, rahatsız edici, hakaret ve küfür içeren, aşağılayıcı, küçük düşürücü, kaba, müstehcen, ahlaka aykırı, kişilik haklarına zarar verici ya da benzeri niteliklerde içeriklerden doğan her türlü mali, hukuki, cezai, idari sorumluluk içeriği gönderen Üye/Üyeler’e aittir.